PERFODA
Kişisel Gelişim Hizmetleri



 

Taşınabilir Cihazlar Bizi Değiştiriyor

Dursun Akkurt, Kasım 2014

Özet:

Üzerimizde taşıdığımız teknoloji ürünleri yaşamımızı değiştiriyor. Elimizde, kolumuzda, cebimizde taşıdığımız; yakında derimizin altına yerleştirileck cihazlarla telefon görüşmesi yapabiliyor, internete bağlanabiliyoruz.

Taşıdığımız cihazlarla evde, yolda, işyerinde çalışıyoruz, eğleniyoruz, öğreniyoruz, haberleşiyoruz.

Değişimi kabul etmek ve uyum sağlamak zorundayız. Değişimin farkında olmak ve değişimin yol açtığı olumsuzluklara karşı da uyanık olmak zorundayız.

Bu yazıda taşınabilir teknoloji ürünlerinin yaşamımız üzerindeki etkileri olumlu ve olumsuz yönleri ile ele alınmıştır.

Üzerimizde taşıdığımız teknoloji ürünleri yaşamımızı değiştiriyor. Bunları üretenlere teşekkür borçluyuz. Çünkü yaşamımızı “kolaylaştırıyorlar”. Daha konforlu ve daha hızlı yaşıyoruz. Ama değişimin hızı bizi biraz da korkutuyor.

Evet bir ütopya gerçekleşti. Elimizde, kolumuzda, cebimizde taşıdığımız; yakında derimizin altına yerleştirileck cihazlarla telefon görüşmesi yapabiliyor, internete bağlanabiliyoruz. Birine ilk aramada erişemezsek kaygılanmaya başlıyoruz. Bizi arayanlar erişemeyecek diye ödümüz kopuyor. Yaşamımız, duygu ve düşüncelerimiz değişiyor.

Taşıdığımız cihazlarla evde, yolda, işyerinde çalışıyoruz, eğleniyoruz, öğreniyoruz, haberleşiyoruz. Bu cihazları günlük yaşamımızın her alanında giderek daha çok kullanıyoruz. Değişimi kabul etmek ve uyum sağlamak zorundayız. Değişimin farkında olmak ve değişimin yol açtığı olumsuzluklara karşı da uyanık olmak zorundayız.

Değişim sadece bu cihazları kullananları değil, birlikte yaşayan insanları ve insanlığın geleceğini etkiliyor.

Şimdi alışveriş yapmak çok kolay. Bakkala, markete, pazara, çarşıya gitmeden her şeyi alabiliyoruz. Konser ve seyehat biletlerimizi internetten alabiliyoruz. Bütün bunlar için internete bağlanıp istediğimizi seçtikten sonra elektronik ödeme yapmamız yetiyor. Zamandan ve paradan tasarruf ediyoruz.

Diğer taraftan bizden farklı insanlarla etkileşim şansımız azalıyor. Sanal alış veriş yaparken kimseyle konuşmamız ve tanışmamız mümkün değil. Sanal mağazalara konmayan ürünleri görmüyoruz. Hem fiziksel hem de gerçek sosyal yaşam çevremiz biraz daralıyor. Sanal yaşam çevremiz genişliyor.

Taşıdığımız cihazlarla neredeyse bütün bankacılık işlemlerini yapabiliyoruz. Maaşımız internetten yatıyor, internetten para gönderebiliyor ve ödeme yapabiliyoruz. Para durumumuzu, kredi ve kredi kartı durumlarımızı internetten izleyebiliyoruz. Kredi alıp ödeyebiliyoruz. Para taşımamız gerekmiyor.

Diğer taraftan kredi kartı bilgilerimizi veya internet bankacılığı bilgilerimizi ele geçirenler bizi kolayca dolandırabiliyorlar. Bazen paramızın yetmediğini farkedemiyor ve sahip olduğumuzdan fazla para harcıyoruz.

Artık haber almak için gazete, radyo, televizyon gibi araçlara bağımlı değiliz. Kısa mesaj, eposta, web kaynakları ve sosyal medya yoluyla çevremizde, ülkemizde ve dünyada olup biten her şeyi hemen öğreniyoruz. Toplumsal eylemler sosyal medyada organize ediliyor hatta sanal eylemler yapılıyor. Güncel ve doğru bilgi yaşamımızı kolaylaştırıyor.

Diğer taraftan sürekli olarak akan ilişkisiz bilgi yığınları zihnimizi yoruyor. Bilgilerin doğru olup olmadığını bilemiyoruz. Aynı konuda, tamamen farklı yorumlara götüren yanlı veya yanıltıcı bilgilerden zarar görüyoruz. Aldatılıyor ve dolandırılıyoruz.

İlköğretim dışında bütün okul ve eğitim olanaklarına internetten erişebiliyoruz. Derslerimizi, ödevlerimizi, sınavlarımızı internetten yapabiliyoruz. Laboratuvar veya doğrudan uygulama gerektirmeyen alanlarda bilim uzmanlığı programlarını bile internet üzerinden tamamlamak mümkün.

Diğer taraftan öğrenci-öğretmen ilişkisi, okul arkadaşlığı, kampüs yaşamı giderek azalıyor. Kütüphaneleri ve kitapları daha az kullanıyoruz. Daha az kalem ve defter kullanıyoruz. Öğrendiklerimizi belleğimizde tutma gereği giderek azalıyor. Belleğimiz tembelleşiyor.

İşimizi yanımızda taşıyabiliyoruz. Sadece iş yerlerimizde değil sokakta, evde, tatilde de çalışabiliyoruz. Sadece çalışma saatlerinde değil çalışma saatleri dışında da çalışmaya devam ediyoruz. Böylece daha çok üretiyoruz ve bazen daha çok kazanıyoruz. Patronlarımızın ve yöneticilerimizin memnuniyet seviyesi yükseliyor.

Diğer taraftan kişisel yaşamımız ve aile ilişkilerimiz etkileniyor. Kişisel ihtiyaçlarımıza ve aile bireylerimize ayırdığımız zaman ve ilişki kalitemiz azalıyor. Günümüz gecemize, iş başarımız aile ilişkilerimize karışıyor.

Oyunları, müzikleri, filmleri, dizileri ve saymakla bitiremeyeceğimiz pek çok eğlenceyi yanımızda taşıyoruz. Evde, işte, okulda, yolda, her zaman eğlenebiliyoruz; eğlenerek dinleniyoruz, eğlenerek öğreniyoruz. Sıkıntıdan, gerilimden kaçmamız rahatlamamız artık daha kolay.

Diğer taraftan çalışırken ve eğlenirken aynı araçları, aynı biçimde kullanıyoruz. Yani sürekli olarak bedenimizi ve zihnimizi aynı şekilde kullanıyoruz. Hayal kurmak için, odaklanıp düşünmek için ya da zihnimizi rahatlatmak için dalıp gitmeye zaman kalmıyor. Binlerce yıl boyunca geliştirdiğimiz zihinsel süreçler her işe yarayan bu küçük cihazların saldırısına uğruyor.

Taşıdığımız cihazlar başka insanlarla sanal ilişkiler kurmamızı ve sürdürmemizi kolaylaştırıyor. Yüz yüze görüşmeden de tanışıyor ve arkadaş kazanıyoruz. Hiç karşılaşmadığımız ve belki de hiç karşılaşmayacağımız insanlarla tartışma gruplarında, sosyal medya ortamlarında tanışıyoruz.

Diğer taraftan karşılaşmadan ilişki kurduğumuz kişilerin gerçek kişiler olup olmadıklarını, dost mu, düşman mı olduklarını bilemiyoruz. Düşünceler ve duygular gerçek kişilere mi sanal kişilere mi ait bilemiyoruz.

Düşünce ve sanat ürünlerine erişimimiz çok kolaylaştı. Yerimizden kalkmadan başka bir ülkedeki müzeyi gezmek, bir sergiden resim almak, tarihi bir mekanda gezmek mümkün. Kitapları, dergileri ve sadece sanal kopyası olan edebi metinleri okumak mümkün. Kendi ürünlerimizi kolayca dünyanın erişimine açabiliyoruz.

Diğer taraftan düşünce ve sanat üretenlerin hakları daha fazla çiğneniyor. Düşünce ve sanat üretenlerin eserlerini yayınlamaktan kaçındıklarına tanık oluyoruz. Düşünce ve sanat ürünleri sıradanlaşıyor. Değerli olanlarla olmayanları ayırt etmek zorlaşıyor.

Neredeyse sürekli olarak fotoğraf çekiyor, film ve ses kaydı yapıyoruz. Başkalarının kayıtlarını izliyoruz. Her gün sosyal medya ve eposta kanallarıyla sayısız görsel içerik paylaşıyoruz. Kuşkusuz bir fotoğraf binlerce kelime ile anlatılacak bilgiyi taşıyor.

Diğer taraftan görsel içeriğin ortalama kalitesi düşüyor. İstemediğimiz halde çok sayıda görsel içerikle karşılaşıyoruz. Dahası görsel içerikle kişisel ve çok özel bilgilerimiz her kese açık hale geliyor.

Telefon numaraları, yemek tarifleri, adresler, fotoğraflar, doğum günleri, yıl dönümleri artık belleğimizde ya da defterlerimizde değil taşıdığımız cihazların belleğinde yer kaplıyor. Zihnimizi bilgi kırıntıları ile yormuyoruz. İhtiyaç duyduğumuzda uygun cihazları kullanıp bilgilere erişiyoruz.

Diğer taraftan bilgilere erişmek için cihazlara bağımlı hale geliyoruz. Kayıplar, arızalar, bağlantı kesilmeleri ve sanal saldırılar canımızı yakıyor. Biraz da bu bilgilere yabancılaşıyoruz. Yakınlarımızın doğum günleri, önemli tarihler zihnimizin dışına çıkıyor.

İstediğimiz her an yazılı, sesli, görüntülü olarak uzaktan görüşebiliyoruz. Bunun için karşı tarafın da uygun durumda ve bağlantılı olması yeterli. Zaman ve yer önemli değil. Kişisel konular, iş toplantıları, eğitim oturumları, destek alma gibi her amaçla uzaktan görüşebiliyoruz. Bu görüşmelerde görüntüleri ve sesleri paylaşabiliyoruz.

Diğer taraftan uzaktan görüşmede tokalaşmak, sarılmak, kadeh tokuşturmak henüz mümkün olmuyor. Sözel olmayan iletişim kanalı büyük oranda kapanıyor. Duyguları iletmek ve iletilen mesaja ilişkin güven alış verişi yapmak zorlaşıyor.

Kullandığımız cihazlar internet veya telefon ağı üzerinden ne zaman nerede olduğumuzu bildiriyor. Hareket halinde çalışanların yer bildirimi yönlendirilmeleri açısından büyük faydalar sağlıyor. Bu teknoloji kaybolanların hayatını kurtarıyor.

Diğer taraftan ilgili ilgisiz her kes nerede olduğumuzu öğreniyor. Nerede olduğumuzun bilinmesi can ve mal güvenliğimizi tehdit ediyor. Dolandırıcılar, hırsızlar ve yapışkan satıcılar da nerede olduğumuzu öğrenebiliyorlar.

Bir biçimde iletişim bilgilerimize ulaşanlar sürekli olarak mesaj gönderiyorlar. Bu mesajların bir bölümü işimize yarayan bilgiler içeriyor. Satış kampanyaları, sosyal yardım kampanyaları, güvenlik uyarıları gibi mesajlardan yararlanıyoruz.

Diğer taraftan almak istemediğimiz reklamlar, dolandırıcılık ve taciz amaçlı mesajlar, virüsler ve zararlı yazılımlar da alıyoruz. Pek çok durumda bu mesajların hangisi iyi hangisi kötü ayırt edemiyoruz.

Kulağımızda, kolumuzda, gözümüzde taşıdığımız küçük cihazlar müzik dinleme, telefon görüşmesi yapma, yol bulma, film izleme ve çok daha fazla ihtiyacımızı karşılıyor. Bunları çok daha kolay, elimizi kolumuzu meşgul etmeden kullanabiliyoruz. Yenileri hap şeklinde deri altına veya kulak içine, düğme şeklinde giysilere, lens şeklinde göze yerleştirilecek.

Diğer taraftan bu cihazlara uyum sağlamak pek kolay değil. Yolda yürürken, araba kullanırken kaza yapma olasılığımız, çalışırken hata yapma olasılığımız yükseliyor. Yapmakta olduğumuz işe tam konsantre olmakta zorlanıyoruz. Bu cihazlar binlerce yılda edindiğimiz el-göz-hareket koordinasyonu becerimizin değişmesini gerektiriyor.

Genel olarak bakıldığında teknoloji kullananlar için yaşam daha kolay ve daha hızlı. Bu kolaylık ve hız insanı değişime zorluyor.

Şimdi 30 yaşın üzerinde olanlar yaşamlarının büyük bir bölümünü güncel teknolojilerin olmadığı bir dünyada geçirdiler. 30 yaşın altındakiler bu teknolojilerin içinde doğdular ama büyükleri tarafından yetiştirildiler. Her iki grup da binlerce yıl boyunca yavaş yavaş gelişen zihinsel, bedensel ve sosyal özellikler taşıyorlar. Bundan sonra doğacak olanlar için de hızlı teknolojik gelişim sorun yaratmaya devam edecek.

Kendisi bu teknolojileri kullanmayan insanlar da kullananlarla bir araya geldiklerinde bu teknolojilerden etkileniyorlar. Devletler bazı hizmetlerini sanal ortamlara taşıyor. Hizmetler sanal ortamların avantajlarından yararlanmak üzere değiştiriliyor. Dolayısıyla yaptığı iş ve yaşam ortamı gerektirmese bile bütün insanlar bu teknolojilerin etkisinde kalıyorlar.

Kaçınılmaz olarak her kes yeni teknolojilere uyum sağlamak zorunda. Sahip olduğumuz teknolojik donanımı yenilemek çok zor değil. Katlanılabilir maliyetlerle telefonumuzu, bilgisayarımızı, arabamızı değiştirebiliriz. Oysa zihnimizi, bedenimizi ve içinde yaşadığımız toplumu aynı hızda değiştiremeyiz.

Teknoloji üretiminden ve kullanımından kaynaklanacak sorunlar yaşamımızı giderek daha çok etkileyecektir. Değişimin yaşamı zorlaştırdığı durumları görüp kendimiz için ve diğer insanlar için önlemler geliştirmek zorundayız.



 
Telefon: +90 (544) 421 49 89
E-mail: dakkurt@yahoo.com
© 2014 Dursun Akkurt, Tasarım: Dursun Akkurt - http://www.ak-kurt.com
© Telif Hakkı ve Yasal Kullanım Koşulları