PERFODA



 

Özet:

Kültür toplumun sosyal ve psikolojik değerleri ile bu değerleri yansıtan maddi öğelerin oluşturduğu bütündür.

Teknoloji kendisi de bir kültürel unsur olarak kültür üzerinde çeşitli etkiler oluşturuyor. Bu yazıda teknolojik gelişmenin farklı boyutlarda kültür üzerindeki etkilerini inceliyoruz.

Kültür toplumun sosyal ve psikolojik değerleri ile bu değerleri yansıtan fiziksel varlıkların oluşturduğu bütündür. Kültür

  • dil,
  • inanç,
  • düşünce,
  • estetik duygusu,
  • sanat ve sanat ürünleri,
  • sosyal düzen,
  • ortak geçmiş,
  • doğal çevre

gibi toplumların ortak değerlerinin tümüdür. Bu değerler sosyal, psikolojik ve fiziksel nitelikte olabilirler. Bu tanıma göre teknoloji de bir kültür unsurudur.

Kültür bir bakıma toplumun ruhudur. İnsan yaşamının arkasında ruhunu aradığımız gibi, toplum yaşamının arkasında da kültürünü arayabiliriz.

Tekerlek, binalar, ulaşım araçları, savaş araçları, iletişim araçları gibi aklınıza gelebilecek her teknoloji bunları kullanan toplumların yaşamını şekillendiriyor.

Dil bir kültür öğesi olarak teknoloji ile doğrudan etkileşim halindedir. Yaygın kullanılan her teknoloji terimlerini dile yerleştirmek yoluyla önemli bir etki oluşturuyor. Teknolojinin kullanım sürecinde de yeni terimler üretildiği için dil zenginleşiyor.

İnternet, mail, elektronik, klima gibi dilimizin kurallarına uygun olmayan çok sayıda kelime; DVD, PVC, GSM gibi çok sayıda kısaltma günlük dile yerleşiyor. Dildeki değişim doğrudan düşünme biçimimizi de etkiliyor. Şaşırmıyor "şok oluyoruz", sohbet etmiyoruz "chat yapıyoruz", yaşayıp gitmiyor yaşamımızı planlıyoruz, iş aramayıp kariyer olanağı arıyoruz vs.

Belki inançların teknoloji ile etkileşimi dildeki kadar hızlı ve belirgin değildir. Ancak teknolojik olanaklar özellikle bilgi erişimini kolaylaştırarak inançların yayılmasına ve paylaşılmasına büyük katkıda bulunuyor. İnaçların gereği olan davranışların teknoloji ile desteklendiğine tanık oluyoruz. Namaz zamanını haber veren saatler, laser ışınları ile gökyüzüne çizilen noel babalar, din içerikli internet siteleri gibi ibadeti destekleyen teknolojiler yaygın kullanılıyor.

Ancak teknolojinin inanç üzerindeki etkisi tek yönlü bir etki değildir. Farklı inanç sistemleri arasındaki farklılıklar da iletişim olanaklarıyla daha fazla paylaşılıyor. Evrim ve yaratılış teorileri arasındaki çatışma arkeoloji, biyoloji, astronomi, fizik araştırmalarının sonuçlarından etkileniyor.

Teknoloji hem malzeme sağlayarak hem de konu yaratarak sanatsal üretimi destekliyor. Beton ve plastik yapı mimarisi üzerinde; kimya bütün plastik sanatlar üzerinde; elektronik müzik ve fotoğrafçılık üzerinde devrim niteliğinde değişimler yaratmıştır. Tarihi konu alanlar dışındaki edebi eserlerin çok büyük bölümünde iletişim ve internet teknolojilerine yer verilmektedir.

Geçmişi çok sesli olmayan halk ve sanat müziğimizin çok sesli yorumları hızla artıyor. Çok sesli batı müziğini daha kaliteli dinlemek için geliştirilen çok kanallı (stereo, hatta quadro phonic) ses sistemlerinin bizim müzik türlerimizi de etkiliyor. Öyle ki türkü olup olmadığından emin olamadığımız müzik eserine türkü deniyor.

Teknoloji kullanımının etkilemekten öte doğal ve tarihi varlıkları tahrip ettiği durumları hep birlikte gözlüyoruz. Tam tersi tahrip olmuş doğal ve tarihi varlıkların teknoloji kullanılarak onarıldığına da tanık oluyoruz.

Bütün bu etkileşim sadece bizi değil yeryüzündeki bütün toplumları derinden etkiliyor. Yeryüzündeki bütün mü? Evet, bütün. Şimdiye kadar bilinmeyen Amazon yerlileri, Avusturalya yerlileri, Sahra çölünde yaşayan kabileler bir bir uydu görüntüleriyle bulunuyor ve ardından da gelişmiş uçak ve helikopterlerle ziyaret (?) ediliyor.

Teknoloji geliştirme ve kullanma insanın doğasında var. Teknolojinin kürltür üzerindeki etkisi de çok doğal. Ancak kafamı karıştıran bir nokta var. Binlerce yıldır Amazon’da kendi halinde yaşayan, kendi kültürünü oluşturmuş ve kendileri dışında başka insanlar olduğundan bihaber yerlileri helikopterle ziyaret edip, filmlerini/fotoğraflarını çekip kendilerine göstermek, klasik ve rock müzik dinletmek onların yaşamlarına tecavüz değil midir? Ben olsaydım, bu durum üzerimde bir şok etkisi yaratarak ruh sağlığımı bozabilirdi. Sürekli yeni teknolojilerle karşılaşan insanlar bunu yaşamlarının bir parçası olarak kabul ediyorlar. Ama teknolojinin rahatsız ettiği insanlar da var. Kendini teknolojik gelişmeye kapatmaya çalışan küçük inanç grupları veya topluluklar da var.

Teknolojinin bir saldırı veya tehdit aracı olarak kullanıldığı durumlar da var. Örneğin “demokrasi” ve "sınırsız düşünce özgürlüğü" bütün toplumlara olmazsa olmaz değerler olarak dayatılıyor. Henüz ortaçağ göçebe yaşam ve yönetim biçiminin geçerli olduğu, modern eğitim olanaklarının olmadığı ülkelerde de demokrasi ve düşünce özgürlüğü isteniyor. Yaylalarında sürülerini güden insanlar uydu üzerinden dünya televizyonlarını seyredip demokrasi ve düşünce özgürlüğünü öğreniyorlar (?). Bunun etkisiyle son model silahlarla birbirlerini öldürüyorlar. Arap Baharı ile ayaklanan toplumlar demokrasinin gereği olarak şeriat uygulanmasını istiyorlar.

Hayır ne teknolojiye ne demokrasiye ne düşünce özgürlüğüne ne de insanların kendi kaderlerini tayin hakkına karşı değilim. Ancak teknolojik gelişmenin acımasız bir doğal seçilim süreci başlattığını, doğası gereği bugüne kadar yavaş yavaş gelişmiş ve yerleşmiş olan kültürleri silindir gibi ezip geçtiğini görüp geleceğim, çocuklarım ve insanlık için kaygılanıyorum.

Biliyorum ki, er ya da geç insanlık bu kaosun içinden sürdürülebilir yeni kültürel değerler çıkaracaktır. Ama yaşanmakta olan trajediler beni korkutuyor. Teknolojiye sahip olanlar diğerlerinin kültürüne yok ya da değersiz muamelesi yapıyor. Bir başka ifadeyle teknoloji sahibi olmayan toplumların ruhu yok ya da değersiz muamelesi görüyor.

Çok sevdiğim türkülerimizi, halı desenlerimizi, saraylarımızı, geleneksel bakır işçiliğimizi, karadenizin derelerini ve isimleri bu sayfalara sığmayacak kadar çok varlığımızı kaybediyoruz. Tabi ki yaşamaya devam edeceğiz; ama içimizde teknoloji sahiplerinin ruhunu taşıyarak yaşamak zorundamıyız?

Teknolojinin kültür üzerindeki etkilerinin farkında olmanın ve değişimi doğru anlamanın, yeni değerler yaratırken eskileri de yaşatmanın çok önemli olduğuna inanıyorum.



 
Telefon: +90 (544) 421 49 89
E-mail: dakkurt@yahoo.com
© 2014 Dursun Akkurt, Tasarım: Dursun Akkurt - http://www.ak-kurt.com
© Telif Hakkı ve Yasal Kullanım Koşulları