PERFODA
Kişisel Gelişim Hizmetleri



 

Kişisel Gelişim: Sosyal Bilimler

Dursun Akkurt, Ekim 2013

Özet:

Kişisel Gelişim kavramlarına ilişkin bir dizi kısa notlardan biri: Sosyal Bilimler.

Sosyal bilimlerin tümü bireysel davranış değişikliğine odaklanmazlar. Bu nedenle sosyoloji, ekonomi, işletme, yönetim gibi bilim dallarından kişisel gelişim alanına yapılan katkıların farklı bir kategori oluşturduğu açıktır. Genel bir değerlendirme yapacak olursak sosyal bilimlerden kişisel gelişim alanına çok önemli katkılar yapıldığını, ancak bir o kadar da yanıltıcı yönlendirmeler de yapıldığını söyleyebiliriz.

Bu yazıda kişisel gelişim alanına sosyal bilimler yaklaşımından gelen katkılar açıklanmıştır.

Toplumu değişik yönleriyle inceleyen bilimlere Sosyal Bilimler diyoruz. İlk bakışta sosyoloji, tarih, ekonomi, işletme, siyaset, hukuk, iletişim gibi alanlar kolayca sosyal bilim kategorisinde ele alınabilecek disiplinlerdir. Bütün bu alanların toplum seviyesinden birey seviyesine doğru genişleyen araştırma konuları vardır. Sosyolojiden bireyin toplumsal süreçlere katılımına, tarihten liderlik ve yönetim gibi davranışlara, ekonomiden bireyin satınalma eğilimlerine, işletmeden çalışanın verimliliğine ilişkin araştırmalara bolca rastlanıyor. Tümünü örneklemek yersiz olur ama genel olarak burada sayılan ya da sayılmayan bütün sosyal bilimlerin birey toplum etkileşimi üzerinde çalıştığı açıktır.

Sosyal bilimlerin insan davranışlarına ilişkin çalışmaları kişisel gelişim alanı açısından oldukça önemli sonuçlara ulaşmaktadır. Bunun farkında olan araştırmacılar kişisel gelişim açısından dikkate alınmaya değer eserler vermektedirler.

Sosyal bilimler çoğunlukla davranış kavramını psikolojinin tanımına uygun olarak ele alırlar. Özellikle toplumsal grupların davranışı veya bireyin toplumla etkileşimine odaklanırlar. Sonuçta iletişim, ikna, çalışan verimliliği, organizasyon yönetimi, bedensel ergonomi, insan hakları, sosyal davranışın tarihsel evrimi gibi kişisel gelişim açısından önemli konular sosyal bilimler tarafından incelenir. Yer yer psikolojinin ve eğitimin davranış değiştirme teknikleri ile harmanlanarak kişisel gelişim reçeteleri oluşturulur.

Ülkemizde özellikle sosyoloji, işletme, pazarlama, satış, insan kaynakları gibi alanlarda çalışan akademisyen ve uzmanların kişisel gelişim alanında eserler verdiklerini görüyoruz. Mümin Sekman (hukukçu), Emre Yılmaz (iletişim), Oğuz Saygın (iktisat), Melih Arat (dil bilimi) gibi adını burada sıralamadığımız pek çok sosyal bilimcinin kişisel gelişim alanında kitapları vardır. Doğal olarak yurtdışında yapılmış pek çok çalışmanın Türkçe çevirisi de yapılmıştır. Bu kategorideki eserlerin bir bölümü bilim disiplinine sadık kalınarak yazılmıştır. Bilimsel bulgular özenle yorumlanmış, muhtemel yanlış anlamaları gidermek üzere açıklamalar yapılmıştır. Çalışmaların bir bölümünde yararlanılan kaynaklar özenle listelenmiştir. Yazılı eserler yanında bu gruptaki uzmanlar, çok sayıda televizyon programı, konferans ve seminerler aracılığıyla da okuyucularına, izleyicilerine ulaşmaktadır.

Sosyal bilimler yaklaşımından gelen katkıların çoğunlukla iş dünyasının pratik sorunlarını hedef aldığını görüyoruz. İş performansı, iş yerinde iletişim, pazarlama teknikleri, satış becerileri, yönetim ve liderlik becerileri, yaratıcı iş fikirleri, yatırımcılık, yenilikçilik gibi konularda yapılmış çok sayıda çalışmaya rastlanmaktadır. Çalışmaların bir bölümüne doğrudan kişisel gelişim bakış açısı hakimdir. Sorunun tanımı ve önemi açıklandıktan sonra soruna ilişkin davranışlar ve beceriler örnekleriyle açıklanmaktadır. Konu aktarımında davranış bilimleri yaklaşımına çok benzer bir yol izleyen yazarlar olduğu gibi, farklı olarak örnek başarı öyküleri aktarıp okuyucunun kendisi için pay çıkarmasını önerenler de vardır.

Sosyal bilimler yaklaşımından gelen katkıların bir bölümü ise esasen kişisel gelişim konusunu bir yan ürün olarak ele almakta ve doğrudan işin gereği olan davranış ve becerilerin açıklanması ile yetinmektedir. İnsan kaynakları, satış becerileri gibi belirli bir konunun kendine özgü teknikleri açıklanmaktadır. Bu şekli ile kendini geliştirmek isteyen kişinin doğrudan teknikleri öğrenmesi ve kendini geliştirmesi mümkün görülmektedir.

Davranış bilimlerinde olduğu gibi sosyal bilimlerde de gözlem ve ölçüm yoluyla güvenilir ve geçerli sonuçlar üretilmektedir. Konular neden sonuç ilişkileri içinde açıklanmaktadır. Sonuçlar kontrollü gözlem koşullarında elde edilmiştir. Araştırma makaleleri ya da sunumları önce bilimsel platformlarda yapılmış ve bilimsel eleştiri sürecinden geçmiştir. Ancak sonuçlar, davranış bilimlerinde olduğu gibi, bilimsel platformlarda sunulan biçimleri ile herkes tarafından anlaşılması mümkün olmayan ağırlıktadır. Anlaşılır ve uygulanabilir olmaları için yeniden yorumlanmaları gerekir.

Uzmanlar araştırma sonuçlarını yeniden yorumlar ve herkesin anlayabileceği günlük dille yeniden sunarlar. Sosyal bilimler yaklaşımında yetkin uzmanlar kendi bilim alanlarındaki bulguları davranış bilimleri alanında elde edilenlerle harmanlayarak sunmaktadır. Böylece genel sosyal bilim bulguları kişisel gelişim alanı açısından daha özel olan psikoloji ve eğitim gibi alanların etkin teknikleri ile birleştirilmektedir.

Bazı uzmanlar hem uzmanlık alanlarının kapsamını hem de bilim ilkelerini zorlayarak tamamen kişisel gözlemlerini ve tamamen öznel yorumlarını da kişisel gelişim yaklaşımı olarak sunmaktadırlar. Bu şekilde ortaya konan görüşlerin de değerli olabileceğini gözardı edemeyiz. Diğer taraftan insanların verilen bilgilere göre davranışlarını ve hayatlarını değiştirebileceği düşünüldüğünde bilgilerin güvenilir, geçerli ve uygulanabilir olması beklenmelidir. Aksi halde istenmeyen durumlar doğması kaçınılmaz olur.

Sosyal bilimler yaklaşımının en önemli avantajı kişinin içinde yaşadığı toplumla uyumu konusuna yaptığı vurgudur. İş becerilerinin geliştirilmesi, etkileşim becerilerinin yaşam pratiklerine dayandırılması ve çoğu durumda bireyin sınırlı ve belirli bir hedefe yöneltilmesi oldukça önemli avantajlar getirmektedir. Mesleği ürün satışı olan birine genel iletişim becerileri kazandırmak yerine sunum, anlatım ve ikna becerilerinin kazandırılması hem hızlı sonuç almak hem de bu becerilerin ayrıntılı olarak verilmesi açısından avantaj sağlar.

Davranış bilimleri yaklaşımında olduğu gibi araştırma örneklemlerinden elde edilen sonuçların belirli kişi ve farklı koşullar için doğruluğu kuşku götürür. Kişinin bireysel ayrılıkları ve yaşam çevresinin farklılığı verilen bilginin kişi için uygun olmaması riskini yükseltebilir. Pek çok kişi için doğru ve uygulanabilir olan bir çözüm önerisi belirli bir kişi için yanlış veya uygulanamaz olabilir. Ayrıca gerçek yaşam koşullarında çok sayıda faktör etkileşimli olarak davranışı belirler. Oysa laboratuvar veya kontrollü gözlem koşullarında etkili faktörlerin sadece sınırlı bir bölümü üzerinde çalışılır.

Kişisel gelişim metinlerinde konular anlaşılabilir bir dile dönüştürülse bile bilim kalıbına bir ölçüde sadık kalınır. Bu durum okuyucunun öykülenmiş olan sorunu ve çözüm önerilerini fazla hafife almasına ya da çözüm olarak önerilen tekniklerin inceliklerini gözden kaçırmasına yol açabilir. Yazarlar konuları doğal ve akıcı bir dille anlatırken bütün ayrıntılara değinseler bile okuyucu bütün ayrıntıları yakalayamaz. Kendileri de birer uygulamacı olan yazarlar, uzun zamanda kazanılmış teknik deneyimlerini okuyucunun kolayca kazanamayacağı gerçeğini göz ardı edebilirler. İlk bakışta anlaşılması ve uygulanması kolay görünen teknikler kişinin bireysel yanlılıkları da devreye girince anlaşılması ve uygulanması zor birer konuya dönüşebilir.

Genel bir değerlendirme yapacak olursak sosyal bilimlerden kişisel gelişim alanına yüksek nitelikli katkılar yapıldığını söyleyebiliriz. Muhtemel dezavantajları da dikkate alarak kişisel gelişim için bilimsel dayanağı olan çalışmaların tercih edilmesini öneririz. Yararlanmak üzere seçilen yazarların deneyim alanları ve eserlerin bütünlükleri dikkatle gözden geçirilmelidir.

Genel bir değerlendirme yapacak olursak sosyal bilimlerden kişisel gelişim alanına yüksek nitelikli katkılar yapıldığını söyleyebiliriz. Muhtemel dezavantajları da dikkate alarak kişisel gelişim için bilimsel dayanağı olan çalışmaların tercih edilmesini öneririz. Yararlanmak üzere seçilen yazarların deneyim alanları ve eserlerin bütünlükleri dikkatle gözden geçirilmelidir.



 
Telefon: +90 (544) 421 49 89
E-mail: dakkurt@yahoo.com
© 2014 Dursun Akkurt, Tasarım: Dursun Akkurt - http://www.ak-kurt.com
© Telif Hakkı ve Yasal Kullanım Koşulları