PERFODA



 

Fotoğraf Sanatına İlişkin

Dursun Akkurt, Aralık 2011

Özet:

Güzel fotoğrafla sanat eseri fotoğraf arasında gidilmesi gereken bir yol vardır. Ben henüz güzel fotoğraf çekmeye çalışan biri olarak aşmam gereken mesafeyi öngörmeye çalıştım.

Bu yazı fotoğraf çekmeyi veya sadece fotoğraf izlemeyi sevenler için küçük bir pencere açabilir. Burada amacımız fotoğraf çekmekle fotoğraf sanatı arasındaki ilişki hakkında kısa bir değerlendirme yapmaktır.

Fotoğraf çekmeye yeni başlayanların bir bölümü bu yolu izleyeceklerdir. Büyük bir bölümü ise hiç bu yola girmeden farklı yollar izleyebilirler.

Keşfedildiğinden beri fotoğraf çekmek teknolojiye dayalı bir iştir. Fotoğraf çekim malzemesi üzerinde ışık girişi için bir delik olan karanlık kutu ve ışığa duyarlı kimyasalla kaplı bir yüzeyden ibarettir. Tabii çekilenin fotoğraf olması için ışık giriş deliğinin çapı, deliğin duyarlı yüzeye uzaklığı, ışığın delikten girmesine izin verilen süre gibi pek çok teknik ayrıntı önemlidir. Ama bu teknik ayrıntıların hiç biri iyi fotoğraf çekmenin olmazsa olmaz ön koşulu değildir.

Elimizde bir fotoğraf makinesi veya içinde fotoğraf makinesi olan bir cep telefonu varsa kolayca fotoğraf çekebiliriz. Fotoğraf makinesi objektifini çekeceğimiz nesneye doğrultup fotoğraf çekebiliriz. Elimizdeki makinenin çok ayrıntılı başka ayarları olsa bile ayrıntıya girmeden otomatik ayarı ile "güzel" fotoğraflar çekmek mümkün olabilir. Fotoğraf çekmek bu kadar kolay.

Amaç güzel fotoğraf çekmekse bu kadar kolay değil. Fotoğraf nesnesinin net görünmesi, renklerin canlı olması, farklı tonların görülebilmesi, ışık ve gölgeler arasındaki denge gibi özellikler açısından bakıldığında güzel bir fotoğrafı güzel olmayandan ayırdetmek mümkündür.

Kullandığımız makinenin özelliklerini biliyor ve makineyi doğru kullanıyorsak nesnenin net göründüğü, canlı renkleri olan, ışığın ve gölgelerin dengeli göründüğü fotoğraflar çekebiliriz. Netlik, renkler, ışık dağılımı ve nesnenin fotoğraf karesi içine yerleştirilmesi gibi ölçütlere bakarak fotoğrafın güzelliği hakkında bir fikir edinebiliriz. Bu ölçütlerin tümü gözümüzle ayırdedebildiğimiz özelliklerdir. Çok net, canlı renkleri olan veya tek renkli ama rengin farklı tonlarının iyi göründüğü fotoğraflar gözümüze güzel görünürler.

İzleyenler güzel fotoğrafları beğenirler. Fotoğraftaki güzellik sadece netlik, renk veya ton dağılımı, ışık ve gölge ilişkisi, bir ölçüde nesnenin karelenmesi gibi gözle algılanan ölçütler çerçevesinde algılanıyor ve ifade ediliyorsa fotoğrafın gözle çekildiğini söyleyebiliriz. Bu seviyede çekilen fotoğrafta teknoloji kullanımı ön plana çıkar ve fotoğraf güzelliği oranında bir değer taşır. Yapılan iş esasen teknolojinin iyi kullanımıdır. Güzel de olsa çekilen fotoğrafa "sanat eseri" etiketi yapıştırılamaz. Sanat eseri sayılması için çekenin fotoğrafa katabileceği değer daha fazla olmalıdır.

Fotoğrafın gözle görülen gerçekten başka şeyleri de izleyiciye yansıtılması şeklinde bir aracılık işlevi vardır. Bu açıdan bakıldığında fotoğrafı çeken sadece nesnenin görünen özelliklerini değil nesnenin kendisinde uyandırdığı duygu, düşünce ve diğer yaşantıları da izleyicisine aktarabilir.

Çekim zamanı, odak noktası, nesnenin çevresi içindeki konumu, nesnenin kare içindeki konumu veya olayın özellikleri fotoğrafa farklı boyutlar ekler. Öyle ki, fotoğraf sadece gözle algılanan özellikleriyle değil de bütünün taşıdığı duygular, düşünceler, değerler veya sosyal olaylardan da etkilenir.

Duygular, düşünceler ve değerler çekim açısı, odaklanılan nokta, çekim zamanı/tarihi, çekilen nesneler arasındaki ilişki, olayın ayırdedici özellikleri ve bunlar gibi fotoğrafı çekenin öznel tercihleriyle fotoğrafa yansıtılabilir. Fotoğrafta nesnenin tümüne değil de belirli bir noktaya odaklanılması, o noktanın daha net artakalan bölümün ise giderek daha bulanık olması çekenin vurgusunu yansıtır. Derin bir manzaranın güneşli bir havada bol ışık altında görüntüsü ile günbatımı görüntüsü farklı duyguları yansıtır. Çekenin fotoğrafa katkısı deneyimi ve yaratıcılığı ile sınırlıdır ki, bu anlamda sınırsızdır. 

Taşıması halinde izleyen fotoğrafın güzelliği yanında fotoğrafı çekenin katkılarını da görebilir. Fotoğrafı çekenin kattığı özellikler algılanabilir ve ifade edebilir. Böylece fotoğraf sadece güzel bir fotoğraf olmanın ötesinde izleyeni taşıdığı duygu, düşünceler ve değerlerle de etkiler.

Çekenin öznel tercihleriyle fotoğraf "sanat" değeri taşıyan bir eser özelliği kazanır. Ancak sanat değeri göreli olacağı için bu seviyedeki her fotoğrafa da "sanat eseri" etiketi yapıştıramayız.

Fotoğrafın izleyiciye güzel görünmesi ve sanat değeri taşıması ayrı ayrı önemi olan noktalardır. Görsel olması, zamana duyarlı olması, nesne ve yaşantıları yansıtılması, biçim özellikleri taşıması gibi çeşitli sanat dallarının öne çıkan değerleri açısından bakıldığında sanat eserine dönüşmesi için fotoğrafın greçeğe veya evrensel varlığa ilişkin derin bir mesaj taşıması da gerekir. "Sanat eserleri" çoğunlukla üretildikleri dönemin inanç sistemlerinden, biliminden ve felsefesinden izler taşırlar. Ait oldukları döneme göre geçmişlerini, o günü ve geleceklerini yansıtmakla kalmaz dönemlerinin sorularına ve sorunlarına ilişkin çözümler önerirler.

Son bir kaç yılda değişik yayım organlarında yayınlanan derin bakışlı afgan kızı, ateş altında kalmış babanın oğlunu koruması, 11 Eylül olayına müdahale eden itfaiyeci portresi, kopmuş bir buzul parçası üzerindeki kutup ayısı gibi fotoğraflar hem teknik özellikleri ile hem de taşıdıkları mesajlarla bütün insanlığı etkileyen sanat eserleri olarak anılabilirler. Yine kabul görmüş fotoğraf sanatçılarının adı ile anılan sayısız portreler, sokak fotoğrafları, manzara fotoğrafları izleyenlerin zihninde ve yüreğinde yer edinmiştir.

Sanat eseri niteliği kazanmış olan fotoğraflar belki çekildiği anda fotoğrafçının bile farkında olmadığı duyguları, düşünceleri ve değerleri izleyicilerine ulaştırmaya devam ediyorlar. Dikkat edilirse diğer sanat dallarının önde gelen eserleri gibi unutulmaz fotoğraflar da sanatçının bilincini aşan, üretildikleri zaman diliminin dışına taşan bir güce sahiptir.

İzleye bir çok insanın hem zihninde hem de kalbinde yer eden fotoğraflar sadece sanatçının çekim amacını değil, insanlığın ortak duygu,  düşünce ve değerlerini yansıtırlar. Bu fotoğrafların çoğu teknik özellikleri ile de dikkate değerler ama izlerken netlik, odak noktası, renkler, ışık gibi teknik incelikler geri planda kalır. Hatta fotoğrafı çekenin öznel tercihleri ile fotoğrafa yaptığı katkılar bile önemini kaybeder. Bunların yerini eserin taşıdığı insanlığa ilişkin, evrensel değerler alır.

Yürekten çekilen fotoğrafları bazen usta fotoğrafçılar, bazen de profesyonel fotoğrafçı olmayan kişiler çeker. Çünkü, ne fotoğrafı çekilen nesne ile randevulaşmak mümkündür ne de kurgusal olarak duygu ve evrensel değerleri karenin içine sığdırmak mümkündür. Nesne, yürek ve biraz da şans bir araya geldiğinde çekilen bu fotoğraflara izleyici olarak biz kendimizi de ekleriz.



 
Telefon: +90 (544) 421 49 89
E-mail: dakkurt@yahoo.com
© 2014 Dursun Akkurt, Tasarım: Dursun Akkurt - http://www.ak-kurt.com
© Telif Hakkı ve Yasal Kullanım Koşulları